Sosyalleşen Bireyselcilik

20 12 2008

bored-man-sitting-cross-legged-uidBugünlerde iletilerek yayılan bir e-posta var. Dünyanın en iyi kemancılarından biri olarak gösterilen Joshua Bell‘in hayatın akışına kapılan Washington halkı tarafından farkedilememesi ile ilgili bir e-posta. Bu örnek aslında hepimizin hemfikir olduğu bir noktaya değiniyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların herşeyin birbiriyle entegre olduğu bağlantılı sosyal toplum yaşantısı içerisindeki bireysellikleri noktası.

Şöyle ki, toplu ulaşım araçlarından çalıştığımız işyerlerine, ailelerimizden katıldığımız organizasyonlara, yemek yediğimiz restoranlardan kuyruk beklediğimiz Ziraat sırasına kadar tamamen diğer insanlarla ilişki içerisindeyiz. Herşey birbiriyle bağlantılı ve toplum içerisinde milyonlarca toplumcuklar oluşmuş durumda. Fakat işin ironik yanı sosyalliğin, kitleciliğin, örgütlenmenin zirve yaptığı bu ortamda aslında tüm eylemlerimiz bireysel amaçlarımız doğrultusunda.

Sorunlarımız da aynen böyle. Hayat bizim etrafımızda dönüyor sanki. Yaşanmışlıkları, gözlemleri, deneyimleri tüketme hızımız had safhada bu konuda. Bir arkadaşımız hasta oluyor, üzülüyoruz ona; fakat üzerinden dakikalar geçmeden yöneticimizden gelen acil bir uyarı bizi anında hayatımızdaki en önemli konuya odaklıyor. İstediğimiz tarihe uçak bileti bulamamış olmamız eşinden ayrılan arkadaşımızı teselli etme seansının önüne geçebiliyor bir anda. Bir yandan yanıbaşımızda içini döken babamızı dinlerken beynimizin öbür tarafını akşamki davete ne giyeceğimizi bulamama sıkıntısı kurcalıyor.

Örnekler uzayıp gider; fakat asıl bahsetmek istediğim herkesin hayat koşuşturmasında aslen ve büyük oranda kendine odaklanmış olması. Bu doğrudur veya yanlıştır diyemiyorum ki bu durum sadece başka insanlarla karşılaştırmalı da değil, aynı zamanda kendi geçmişimizle de karşılaştırılabilir bir durum. Bir sene önce aylar boyunca kafayı taktığımız bir sorunun yerini bir sene sonra göreceli olarak bambaşka bir sorun alıyor ve bakıyoruz ki geçen seneki çok da büyük bir sorun değilmiş aslında. human_being

Belki de asıl sorun şurda. Bir nebze olsun kendi dünyamızdan ve sözde sorunlarımızdan sıyrılıp etrafımızda, ülkede, dünyada insanlar nelerle boğuşuyor, kimler her saniye çaresiz bir hastalıktan ölüyor, kim bir magandanın kaza kurşununa kurban gidiyor, kim biz alamadığımız primi hesaplarken aylardır işsiz dolaşıyor, görebilmeliyiz. Ya da aslında ceviz kabuğunu doldurmayacak sorunlarımızı dünyada binlerce insanın da yaşadığını ve çok da takmadığını bilmeliyiz. Dünya kesinlikle bizim etrafımızda dönmüyor dönmeyecek de ve ben, şahsen yeni çağda çok daha fazla etkisini artıran  sosyalleştikçe bireyselleşme ironik grafiğinden nefret etmeye başladım. Sonsuza giden bireyselleşme ve menfaatçileşme beni oldukça rahatsız ediyor.

Üzerinde durup iki dakika düşünmemiz gereken konu, bağırdığımız çığırdığımız dünyanın en önemli sorunu olarak algıladığımız minik problemlerimizi süzgeçten geçirerek değerlendirmemiz gerektiği. Ve eğer, insan olarak, sosyal bir varlık olduğumuzu kabul ediyorsak daha fazla dönüp çevremize bakmamız gerektiği.

Resim ref : theophostic / human rights


İşlemler

Bilgi

Bir cevap

22 10 2009
gezturkiye

teşekkür

Yorum yapın